Solcu Futbolcular Kime Gol Attı

Şu an, bu yazının yazıldığı saatlerde, Liberya’da düzenlenen başkanlık seçimlerinin ilk aşamasının sonuçları belli oldu. Çocukken hayran hayran izlediğimiz George Weah, Liberya Devlet Başkanı olma yolunda önemli bir eşiği daha geride bıraktı. 80’lerin sonunda ve 90’lı yıllarda, AC Milan’da ve Avrupa’nın diğer büyük takımlarında top koşturan siyah golcü, kariyeri boyunca pek çok kurum ve kuruluş tarafından ödüllendirildi.

Evvela Avrupa’da “Yılın Futbolcusu” ödülünü alan Weah, akabinde FİFA tarafından “Yılın Futbolcusu” ödülünü aldı. 1996 yılında aldığı bu ödülün bir önemi de, bu ödüle layık görülen ilk Afrikalı futbolcu olmasıydı. 1998 yılında ise, yüzyılın en iyi Afrikalı futbolcusu seçildi. 2000’lerin başında kariyerine Chelsea ve Manchester City ile devam eden Weah, 2003 yılında futbolu bıraktı.

“Özgürlerin Toprağı” anlamına gelen Liberya’nın en dikkat çekici özelliği, Afrika kıtasında sömürge olmayan tek ülke olmasıdır. Kıtanın cumhuriyetle yönetilen ilk ülkesi de olan Liberya, 1989- 1996 ve 1999- 2003 yılları arasında iki büyük iç savaş yaşadı. Bu savaşlarda, yüzbinlerce insan öldü, milyonlarca insan sürüldü, evinden barkından oldu. Liberya halkı, yıllardır süren savaşlardan, ölümlerden yıldı. İşte tam bu dönemde futbolu bırakan Weah, siyasete atıldı ve devlet başkanlığına adaylığını koydu. Sene 2003’tü. Yüzde 40’ın üzerinde oy almasına rağmen seçilemedi. Geçen zaman içerisinde önüne türlü engeller kondu. “Futbolcu eskisi”nin siyasetten ne anlayacağını sordu rakipleri. Medya, Weah’a her daim futbolculuğundan yüklendi. Weah ise, tek bir cümle ile karşılık verdi, onların bu açıklamalarına: “Futbol ezilen halkların mutluluğudur.”

FUTBOL: EGEMENLERİN KÜÇÜMSEDİĞİ BİR İŞÇİ EĞLENCESİ

Yazı, her ne kadar George Weah’a destek yazısı gibi başlasa da konumuz bu değil. Kendisini seviyoruz, o ayrı. 7 Kasım’da da seçimin ikinci turu yapılacak, şansı bol olsun fakat asıl konumuz, geçtiğimiz aylarda Yazılama Yayınları’ndan çıkan “Solcu Futbolcular” isimli kitap…

Quique Peinado imzalı, Banu Karakaş çevirisiyle çıkan ismiyle müsemma kitap, dünyanın çeşitli ülkelerindeki solcu futbolcuların yaşamlarını, olaylar ve durumlar karşısındaki tavırlarını konu alıyor. Socrates’ten Lucarelli’ye, José Cabrera Bazân’dan bizim Metin Kurt’a kadar, ülkelerinde ya da dünyanın çeşitli bölgelerinde tanınan veyahut tanımayan futbolcuları konu alan kitap, öz itibariyle endüstriyel futbolun kendisine de bir tepki mahiyetinde…

M.Ö. 300- 200 yılları arasında Çin’de ortaya çıkan futbol ya da o dönemki adıyla cuju, askeri eğitim amacıyla oynanır. Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) tarafından da cuju, futbolun en eski formu olarak kabul edilir. Coğrafi olarak ticari, askeri ve sosyal etkileşimlerin sonucunda futbol, dünyanın farklı bölgelerinde farklı varoluş amaçlarıyla tekrar tekrar ortaya çıkar ve kendini her daim günceller. Ancak modern futbolun ortaya çıkışı, İngiltere’de yaşanan Sanayi Devrimi ile olur.

Bir işçi eğlencesi olarak nitelenen ve egemenler tarafından küçümsenen futbol, yoksulların boş vakitlerinde –ki “boş vakit” kavramsal olarak kapitalistlerin, işçilere dinlenmesi için sattığı bir zaman dilimidir- kendini eylediği bir aktivite olarak görülür. Başta İngiltere olmak üzere, dünyanın çeşitli bölgelerinde işçi takımları ortaya çıkar.

Zamanla bir dayanışma ve spor faaliyeti olarak yoksulların yaşam alanlarında varlığını tescilleten futbol, parayla olan ilişkisinden sonra –tıpkı pek çok meta gibi- öz değerlerini yitirdi ve pazarlanan bir hale dönüştü. Önce devletlerin, sonra patronların ve sponsorların müdahil olmasıyla beraber futbol, sonraki maç için formasını elleriyle yıkayan futbolculardan, 8 saniyede bir asgari ücret kazanan futbolcuların dönemine kadar geldi. Bakınız; Cristiano Ronaldo.

FUTBOL SINIF MÜCADELESİ OLARAK İŞLENİYOR

“Solcu Futbolcular” isimli kitap, futbolun geçirdiği evrelere dair kapsamlı bir bilgi de sunarken, esas olarak meşru diye görünen türlü haksızlıklara, adaletsizliklere tepki gösteren solcu futbolcuları odağına alıyor.

Popüler olanın anlamını ve özünü yitirdiği, her daim görünenin, ortada olanın içinin boşaldığı, yanlışın uzun süre tedavülde kalınca doğru kabul edildiği günümüzdeki futbol anlayışının, hiç de göründüğü kadar eğlence ve kar odaklı bir aktivite olmadığını, sendikal mücadele için, sınıf mücadelesi için, bağımsızlık ve özgürlük için mücadele eden futbolcuların da olduğunu gösteren bir “Solcu Futbolcular”.

Dünyada ve Türkiye’de ana akım medyanın hiçbir zaman görmediği, görmezden geldiği futbolcuların siyasal yönünü ele alan eserin önsözünü yazan Jose Miguel Monzon Navarro’nun futbolcuları ya da günümüz insanını tarifiyle söylersek, bir insan “Apolitikse sağcı demektir. Tüm politikacılar aynı zaten, diye düşünüyorsa sağcı demektir. Siyaseti reddediyorsa, sağcı demektir. Hiçbir taraftan değilse, sağcı demektir. Göreceksiniz ki sağcı olmak çok kolay. Akıntıya kapılıp gitmek yeter.”

                                                                                                                                               Bu yazı gazeteduvar’da yayınlanmıştır.

Modern Küba Edebiyatı Türkçe'de

25 Ekim 2017

Burjuvazinin Alacakaranlığı, İşçi Sınıfının Şafağı

25 Ekim 2017