Futbola Soldan Bakmak

 

Şimdilerde kapitalizmin en popüler spor branşı, sistemin en kirli ilişkilerinin yerleşiklik kazandığı bir olgu olduğu tartışılmaz bir gerçeklik halini alan futbolun, işçi sınıfı içerisindeki yayılımı ilk zamanlarda gerçekten de görkemliydi. Futbol, işçi sınıfı içerisinde hızlıca yayılıyor ve örgütleniyordu. Özellikle, işçiler arasında adeta bir ‘tutkal’ görevi üstlenen bu oyun, hızlıca yükselmekte, işçi mahallelerinde oynanmakta ve şimdilerde de bir gelenek olarak süren ‘pub’ kültürü işçileri futbola bağlamaktaydı. Ancak işçi sınıfının ellerinde büyüyen bu güzel oyunun, kendi var oluşunu hem onu yaratan sınıfın hem de onu önce boş arsalarda, mahallelerde; sonra ise yeşil sahalarda temsil edip taşıyan emekçi futbolculara sonsuz bir teşekkür borçlu olduğu da açıktı.

İşte, İspanyol gazeteci Quique Peinado’nun yazdığı, Yazılama Yayınevi sayesinde Banu Karakaş tarafından Türkçeleştirilen ve sosyalist spor yazınına kazandırılan ‘Solcu Futbolcular’ kitabı, hem emekçilerin ellerinden kayıp giden futbol oyununun farklı coğrafyalardaki gerçek yaşam izlerinden kesitler aktarıyor hem de çoğu zaman ıskalanan kimi mücadele deneyimlerine ışık tutuyor. Adını ilk gördüğünüzde ‘Solcu futbolcu mu olur’ tekerlemesine inanıp da yitip gitmemeniz için içerisinde birçok yaşanmış olay barındırıyor bu kitap. Önsözünde şöyle diyor Peinado, “Özgürlüğe âşık olup bununla kalmayan insanlar da var”. Ve ekliyor: “Göreceksiniz sağcı olmak çok kolay. Akıntıya kapılıp gitmek kolay”.

Solcu Futbolcular kitabı ise bu akıntıya kapılıp gidenlerin, taraf olmayı beceremeyenlerin, düzenin bencil ‘insanlarına’ dönüşen futbolcularının öykülerinden bahsetmiyor ve ticarileşen futbol düzeninin şiddetli bir ‘antitezini’ içeriyor.

Özetle, burada bahsi geçen futbolcular öyle ekranlardan izlediğimiz, istatistik futbolcuları değillerdir. Onlar, bu akıntıya karşı kürek çeken ve bunda inat eden futbol emekçileridir. Kitap, işte bu emekçi kimlikleriyle politik bir özne olarak öne çıkan futbolcuları anlatırken dönemin siyasi atmosferlerine de değinerek bizlere önemli ipuçları bırakıyor.

Kitapta tanıdık yüzler de yer alıyor. Metin Kurt, çok uzun olmayan yaşamına sığdırdığı mücadele deneyimleri, bu mücadelenin en zor momentlerinde kıskançlıkla sahip çıktığı değerler ve doğruları, eğilip bükülmeyen sağlam iradesiyle Türkiye spor tarihinin en önemli kişiliklerinden biri olmayı taşıyabilen, sporla sosyalizmin kaynaşmasının bu topraklara içkin tarihini temsil eden bir karakter olarak kitapta yer buluyor. Çeşitli futbol ve siyasi tarih üzerine öykülerle devam eden kitap, bilinen ya da bilinmekten uzak birçok futbolcuyu emeğin iktidar mücadelesinde buluşturuyor. Örneğin, 68 Mayısında buluyorsunuz kendinizi bir anda Fransız Komünist Partisi’nin spor yayını olan ‘Miroir du Football’ (Futbolun Aynası) yazarı olarak ya da Pinochet’nin elini sıkmayan adam Caszely ile birliktesiniz, Rachid Mekhloufi ile ‘Önce devrim’ diyorsunuz, Sindelar gibi ‘çelimsiz bir kâğıt gibisinizdir’ belki; fakat yan yana mücadele ediyorsunuz faşizme karşı. Fikirleriniz nedeniyle mağdur edilen ilk futbolcuyla birlikte futbolun diğer yüzü çirkin sermayeyle de temas edebiliyorsunuz. Nazi mangaları tarafından katledilirken de bir o kadar öfkeli ancak inatçısınız.

Kitap, içerisinde yer alan gerçek yaşam hikâyeleri ve farklı coğrafyalardan birçok öykü ile sizi şaşırtabiliyor ve futbolun hem bir mücadele alanı hem de entelektüel bir uğraşı olduğunu işaret ediyor. Bu anlamıyla Solcu Futbolcular bir anı kitabı asla değil. Evet, yeni insanlar tanıyorsunuz bilmediğiniz. Ya da bildikleriniz şaşırtıyor sizleri, bilmediklerinize hayıflanıyorsunuz. Socrates, Lilian Thuram, Vicente Del Bosque, Romalı Tommasi, Vikash Dhorasoo, Livornolu bir liman işçisinin oğlu Lucarelli ya da içimizden bir diğeri son Marksist eski Bursasporlu Ivan Ergic… Ancak kitaptan çıkarılacak en önemli sonuç, bu alanın geçen zaman içerisinde piyasa ilişkileriyle ne kadar kirlendiği ve futbolun yeniden üretilmesine acil bir ihtiyaç olarak gereksinildiği. Bu sebeple kitap, endüstriyel futbol düzenine ve bu çarkın dişlilerine karşı vakur bir itirazı temsil ediyor.

Solcu Futbolcular, şu ana kadar doldurulamayan bir boşluğu gidermeye aday. Kitap, yeşil zeminlerdeki mücadeleye metodik olarak katkı verecek deneyimleri resmederken sizi bir zaman yolculuğuna çıkarıyor; izlediğiniz ve uyguladığınız futbola karşı sizi bir sorgulama sürecine dâhil ediyor. Günümüz futbolcularını ise ne kadar az tanıdığınızı keşfediyorsunuz.

Son olarak, Kuper’in artık mit hâline dönüşen o sözündeki gibi ‘futbolun asla yalnızca futbol olmadığını’ size gerçekten aktarabilecek bir kitap elinizdeki. Çünkü sorgulatmayan ve değiştirme iradesinden yoksun bir öyküleme ve hüzünlenme çağrısı yok bu kitapta. Solcu Futbolcular’da olan, ‘aslolan onu değiştirmektir’ diyen komünist futbol emekçilerin gürleyen koskoca bir çığlığıdır!

15.09.2017 tarihinde, soL Portal’da yayınlanmıştır.

Futbol Dünyasının Solcu İsimleri

20 Eylül 2017

Bir Kaçak Kölenin Biyografisi

20 Eylül 2017