Komünist Parti Manifestosu (Gözden Geçirilmiş 7. Baskı)

Karl Marx - Friedrich Engels

1847’nin sonu, 1848’in başında yazılan bir broşürün bu denli büyük bir etki yaratmasının nedeni nedir? Onca eleştiriye, onca çürütme girişimine karşın Komünist Parti Manifestosu, nasıl oluyor da değerinden bir şey yitirmemiş, birçok düşünür tarafından yeniden ve yeniden keşfe çağrılan bir metin olma özelliğini korumuştur?

Daha önce sayısız Türkçe baskısı yapılan Manifesto’yu ilk kez Almanca aslından çeviren Erkin Ozalp konuya şöyle yaklaşıyor:

“Manifesto, tüm Avrupa’yı sarsan bir burjuva devrim dalgasının arifesinde yazıldı. 1848 yılının başında, devrimin patlak vermesinin an meselesi olduğu da, bunun bir burjuva devrimi olacağı da biliniyordu. Manifesto’da, işçi sınıfının bağımsız hedeflerinin yanı sıra, bir burjuva devrimi karşısında alınması gereken tutumun da ortaya konması gerekiyordu.

Dolayısıyla, Manifesto’nun bazı yönleriyle eskimesi kaçınılmazdı.

Şaşırtıcı olan, tüm bunlara karşın, Komünist Parti Manifestosu’nun altına hâlâ imza atılabilecek, atılması gereken bir metin olmasıdır!

Bunu sağlayan, Marx ve Engels’in tercihlerini sınıfsal bakıştan, işçi sınıfının bakış açısından yana yapmış olmalarıdır.” (Erkin Özalp; Manifesto’ya Dair, Komünist Parti Manifestosu içinde, s.74, Yazılama Yayınevi, 2007)

“Avrupa’da bir hayalet dolaşıyor – komünizm hayaleti” cümlesiyle başlayan Komünist Parti Manifestosu dört bölümden oluşuyor. Yazılama Yayınevi, bu dört